Röportaj:
'Titreyip Kendilerine Gelmeliler!'

Ulukışla Havadis Gazetesi olarak Niğde’de tanınan Niğdeli özel insanlarımızla röportajlarımıza devam ediyoruz. Bu haftaki röportaj konuğumuz Ulukışlalı Eğitimci ve sporcu Yusuf Kenan Türker. Gazetemiz muhabiri Fatma Tan’ın çok özel Niğde ile ilgili sorularını yanıtladı.

F. Tan: Merhaba sizi tanıyabilir miyiz?

Y. K. Türker: Ulukışlalıyım. 1963 Yılında Ulukışla’da doğdum. Öğrendikçe geliştim, geliştikçe öğrendim.

Yaşam döngüm Ulukışla’da sürüyor. Eğitimciyim. Köy öğretmenliğinden, Milli Eğitim Müdürlüğüne kadar her kademede yöneticilik yaptım. Temmuz 2020’de emekli oldum. Öğrenmeye ilgi ve heyecanım sürüyor. Sınıf Öğretmenliği, Sosyal Bilgiler ve Yerel Yönetimler olmak üzere 3 alanda üniversite eğitimim var. 4’uncüye de göz kırpıyorum.

Dağcılık , kayak , tenis ve masa tenisi sporları ilgi alanımda…

Amatör olarak fotoğrafçılığı seviyorum.

F. Tan: Bir eğitimci olduğunuz için merak ediyorum sizce eğitim nedir?

Y. K. Türker: Eğitim; bütün öğrettikleriniz unutulduktan sonra geriye kalandır. Kalıcı olandır. Bireyin ilgi, yetenek ve zekâsıyla doğru orantılı özgür, özgün ve mutlu ortamlarda sürdürülen etkinlikler toplamıdır.

F. Tan: Dağcı olarak Niğde’de dağcılığa bir ilgi görüyor musunuz?

Y. K. Türker: Niğde’de dağcılık sporuna ülkemizin her yerinden daha çok ilgi var. 1980’li yıllarda, Türkiye’de dağcılık sporunun kitleselleşmesinin temelleri; Niğde’de atılmıştır. O yıllara kadar üniversite çevresi ile o da (ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe, İstanbul Üniversitesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi) ile sınırlı olan dağcılık sporu; Niğde ve Türkiye dağcılığının önemli ismi Mümtaz Çankaya’nın yoğun emek ve özverisiyle kitleselleşmeye başladı. O yıllarda tüm Türkiye’de 300 kadar dağcı sporcu varken, bunun 150-160 kadarı Niğde’deydi. Daha sonraları bu temel üzerinde önemli sıçrayışlar yapan Niğde dağcılığı çok önemli ve yetenekli Niğdeli dağcıları yetiştirdi. Ama bu süreç kesintiye uğradı… Nedenleri hakkında kafa yormak ve çıkış yolları bulmak gerekir diye düşünüyorum. Türkiye Dağcılığının mabedi Aladağlar, Bolkar Dağları, Hasan Dağı, Erciyes Dağı, Aydos Dağı, Melendiz Dağı ile çepe çevre olacaksınız ve yeni yetişen dağcılarınız olmayacak. Bu yaman bir çelişkidir.

F. Tan: Dağcı olarak bir dağa tırmanırken neler hissediyorsunuz?

Y. K. Türker: Dağa tırmanırken nefsimi eğitiyorum. Dağla ve doğayla bütünleşerek yüceliyorum. Yarış yok, stres yok, çatışma yok… Ufkunuz gelişiyor, bakış açınız genişliyor, dayanma gücünüz sınırları zorluyor, en önemlisi paylaşıp, dayanışıyorsunuz…

F. Tan: Dağcılık denince aklımıza Aladağlar ve Demirkazık dağları geliyor. Demirkazık dağına dağcıların ilgisi olsa da sanki tanıtılamıyor bu konuda neler söylemek istersiniz?

Y. K. Türker: Ülkemizde ki hemen hemen bütün dağcılar Aladağlar ve Bolkar Dağları ile zirvelerini bilirler ve pek çoğu soluğu buralarda alırlar, tırmanırlar, yürürler, kamp yaparlar. Bence sorun tanıtımdan daha öncelikle var olan potansiyeli (Dağcılık, doğa yürüyüşü, kampçılık, kayak, snowboard, sonowboarding, doğa fotoğrafçılığı, kaya tırmanışı, izcilik, gençlik kampları vb. gibi.) doğaya zarar vermeden işin tarafları ile birlikte geliştirmekten geçiyor.

F. Tan: Dağcı olmanız nedeniyle doğa ile de iç içesiniz. Niğde’nin doğasını turizme kazandırabilir miyiz? Gezdiğiniz diğer yerlerle Niğde’yi kıyaslayabilir misiniz?

Y. K. Türker: Elbette kazandırabiliriz… Hatta kazandırmak zorundayız… Niğde’nin doğasından başka pazarlayabileceği pek zenginliği yok. (Tarımda elma ve patatesin geldiği nokta belli, getireceği nokta da belli) Doğa açısından çok zengin, tarihsel kültür açısından da zengin, birde "Aydınlar Kenti" unvanı vardı… Onu da kaybetti. Tez elden geri kazanması gerekir. Gezdiğim, yerlerde gördüğüm hamlelerin hepsinin temelinde yörenin zenginliğine sahip çıkması ve doğru yöneticilerle buluşması itici güç olmuş ve kazanmışlar. Benim burada gördüğüm handikap; Niğde şehir merkezi doğa ve tarih açısından fakir. Zenginlik çevrede ama; karar vericiler merkezde… Yani 400 yıllık ve Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük eserlerinden Öküz Mehmet Paşa Menzil Külliyesini görmemiş, valiler ve belediye başkanları, siyasiler var, Avrupa'nın ve ülkemizin en doğal, en uzun ve en uzun süre kar barındıran (Ekim-Mayıs) Bolkar Dağları Kayak pistini görmeden, Ketençimeni’ne kayak tesisi yapılmasını nasıl açıklayacağız, nasıl sıçrama yapacağız. Uzun yıllardır izlediğim ve içinde olduğum süreçte karar vericiler yanlış kararlar alıyorlar. Son yıllarda sayın valimiz Dr. Yılmaz Şimşek’in çabalarını ve çalışmalarını izliyor ve beğeniyorum, Niğde yerelinin katkısı ve desteğinin olmaması nedeniyle yetersiz kalmasına da üzülüyorum.

F. Tan: Spor ile yakından ilgili olduğunuzu biliyoruz. Peki bir futbol hakemi olarak ta sormak istiyorum. Niğde’de spora ilgi ne durumda?

Y. K. Türker: "Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında…" demiş büyük şairimiz Nazım Hikmet. Ben şimdi soruyorum…Türkiye Olimpiyatlara sporcu yetiştirme atağındayken, biz Niğde olarak bu atağın neresindeyiz. Kaç kayakçımız var, kaç lisanslı futbolcumuz var, atletizimde neredeyiz. Voleybol, basketbol nerelerde ya masa tenisi? Bir tane tenis kortumuz var mı? Yüzme havuzu sporcu yetiştirmek için mi var. Yazın serinlemek amacıyla mı kullanılıyor. Hedeflerimiz varmıydı? Bu hedefler var ise, hedeflere ulaşamayanlar hala neden yetkili durumdalar… Okullarda yeteneklerin keşfedildiği çalışmalarda kaç kurs açıldı. Bu kurslar sonucunda kaç sporcu ülke sporuna kazandırıldı. Gençlik ve Spor Müdürlüğü bünyesinde her federasyonun temsilcisi var mı? Varsa bunlar ne yaparlar? Bütün bunları sormadan edemiyorum.

F. Tan: Dağcılığa meraklı gençlere neler önerirsiniz?

Y. K. Türker: Kendilerini vursunlar dağlara doğa onları eğitir diyeceğim ama; diyemiyorum. Dağcılık Federasyonu Başkanımız Antarktika’ya gitti. Ama Medetsiz’e gelemedi. Ben gençlere ne diyebilirim ki. Şöyle önerilerde bulunabilirdim oysa; gençler ilçenizde bulunan Gençlik ve Spor Müdürlüğü bünyesinde bulunan doğa sporları birimlerine başvurunuz, onlar sizin her türlü eğitimlerinizle ilgilenecekler, kamp yapmak için gerekli tüm araç gereçler sizin için temin edilecek, yeme içme ve barınmalarınız ilçelerde bulunan pansiyonlu okullarda sağlanacaktır. Bu pratik eğitimlerden sonra Aladağlar ve Bolkar Dağlarındaki dağ evleri ve kamp alanlarında pratik eğitimlerinizde sağlanacaktır. Çiftlik, Çamardı ve Ulukışla’da yeteri kadar beden eğitimi öğretmeni vardır. Sizinle ilgilenecekler. Yerel yönetimlerin desteği ile kayak ve sowboard eğitimleriniz güvenle yapılacaktır…

F. Tan: Doğa ile aranızda nasıl bir bağ var? Doğa’nın Niğde ve yaşadığınız bölgede yeterince korunduğunu düşünüyor musunuz?

Y. K. Türker: Kendimi doğanın ayrılmaz bir parçası olarak görüyorum. Düşünebildiğim ve konuşabildiğim için de sorumluluk duyuyorum. 1800’li yıllarda Bolkar Dağlarına gelerek, Dünya’da sadece Karagöl’de yaşayan Rano Holhzi (Sessiz Kurbağa)’yı tespit eden bilim adamlarından ve bu kurbağalardan, onları koruyamadığımız için utanıyorum. Doğa yeterince değil hiç korunamıyor. Bu sorun başlı başına bir çalıştay gerektirir.

F. Tan: Pandemi sürecinde spor müsabakaları ve sporcularda olumsuz etkilendi. Pandeminin sizlere etkisini olumlu ya da olumsuz değerlendirir misiniz?

Y. K. Türker: Hasret kaldık doğaya… Korunma önlemlerine uymaya ve salgının etkisini azalmaya yönelik olarak etkinliklerimiz yok denecek kadar azaldı…

F. Tan: Ulukışla’da yaşıyorsunuz. "Ulukışla’yı bize anlatır mısınız?" deseler nasıl anlatırdınız?

Y. K. Türker: Güzelliğin on para etmez şu bende ki aşk olmasa…!

Ulukışla’nın önemi yadsınamaz. Ulukışla değince 5-6 bin nüfuslu bir ilçe algılanmamalıdır. Ulukışla gücünü; jeolojik, jeostratejik konumunda ve tarihsel görevlerinden almaktadır.

Tarihin kadim uygarlıklarına ev sahipliği yapan Ulukışla coğrafi özellikleri bakımından da birçok özelliği bünyesinde barındırmaktadır.

Bolkarlar, tüm Avrupa’ya bedel endemik yapısıyla olağanüstü deneyimler sunar. Medetsiz Kış çıkışı; Dünya’da yaşayabileceğiz 50 büyük macera içinde yer alır.

Karagöl, Çinigöl, Alagöl, Çiniligöl, Meydan Yaylası doğa yürüyüşü parkuru size eşsiz güzellikler sunar.

Avrupa’nın ve ülkemizin en nitelikli ve en doğal kayak pistinin Ulukışla’da olması nedeniyle Ulukışla yok sayılamaz. Bütün Türkiye kurak geçse, kar yağmasa Bolkarlar’a yine kar yağar. Adı üstünde Bol_ kar

F. Tan: Niğde birçok konuda geride kalmış bir şehir bu durum siz sporcuların ve Ulukışlalıların hayatına nasıl etki ediyor?

Y. K. Türker: Niğde de sporcu yaşamı diye bir kavram yok. Olmayan bir şey üzerinde konuşulamaz. Ulukışla daha vahim… Ben Ulukışla futbol sahasında düzenli spor yapıyorum. Genellikle yalnızım… Sadece bir iki tane ilköğretim öğrencisi topa vuruyorlar. Sadece topa vuruyorlar.

F. Tan: Ulukışla’da yaşayan biri olarak sizi en çok etkileyen üzen/sevindiren bir olay ya da durum var mı? (Doğa, Tarih, Turizm, ekonomi, Sosyal hayat vb… gibi.)

Y. K. Türker: Bizim gençliğimizde Ulukışla’da Kaymakamlık kupası fotbol, voleybol turnuvaları düzenlenirdi ve her mahalle ve köyden takımlar katılırdı. Şölen havasında geçerdi maçlar. Ara sıra yine yapılır gibi oldu ama şimdi tamamen kayboldu. Ulukışla Spor sporcu bulamıyor.

Benim çalıştırdığım masa tenisi takımlarım (kız-erkek) Niğde Şampiyonu oldu ve Türkiye Şampiyonasına katıldık.

Ulukışla tarihinde bir ilk olarak 12 İlköğretim öğrencisiyle 2 yıl tenis etkinliği yaptık.

DARKAY kulübü olarak 10 yıl süreyle Uluslar arası Medetsiz Tırmanışı ve Bolkar Şenliği organize ettik.

Burası Ulukışla, burada hayat fırtınalı yaşanır. Ege gibi romantik ve dingin değildir. Çok anlatılacak olay var ama, konumuz spor olunca bilahare konuşuruz bunları.

F. Tan: Niğde için en büyük hayaliniz nedir?

Y. K. Türker: Önceleri vardı hayallerim ama; hayalleri bırakın gerçekleri anlatacak ne bir ortam ne de bir platform var. Siyaset etkisizleştirdi her şeyi, kendisini de kutuplaştırdı. Birinin ak dediğine diğeri kara demeye başladı. Sonun da aynı görüşteki siyasilerde kendi içinde kıyılara yöneldiler ve kısırlaştılar. Bu il sınırları içinde yaşayan her bireyin her olaya ve ilgisi ile bilgisi olan her şeye kafa yorması ve çözümler üretmesi gerekirdi diye düşünüyorum. Hayal mi alın size bir hayal; Cumhuriyetin 100 yılına her alandan 100 yetenekli birey ortaya çıkaralım ve onlara gerekli desteği sağlayalım. 100 dağcı, 100 tenisci, 100 kayakçı, 100 ressam, 100 yazar, 100 şair, 100 atlet, 100 gazeteci, 100 ahçı, 100 yüzücü 100 vs. 100 vs.

F. Tan: İl dışında olup Niğde’yi merak edenlere neler söylemek istersiniz?

Y. K. Türker: Gelip gezerlerse çok şey keşfederler..

F. Tan: Niğde için Niğdelilere neler söylemek istersiniz?

Y. K. Türker: Titreyip kendilerine gelmelidirler.   Röpertaj : Fatma Tan

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Karadağlı Sanatçı Marija Nikolič Röportajı
Ulukışla Havadis Gazetesi muhabiri Fatma Tan’ın Dünyaca ünlü sanatçımız Safa Büte’nin katkılarıyla...

Haberi Oku