Röportaj:
Niğde Tarzanı, 'Beşibiryerde Altın Değerinde Dağlar Ülkesi Niğde'

F. Tan: Merhaba röportaj isteğimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize Cengiz Kayacılar kimdir tanıtır mısınız?

C. Kayacılar: Doğma-Büyüme-Yetişme-Okuma-Uzmanlaşma vs. İstanbul ürünüyüm. İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü mezunuyum. Üniversitemin Deniz Bilimleri ve Coğrafya Enstitüsü’nde jeomorfoloji yüksek lisansı, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde fiziki coğrafya doktorası yaptım. Bu süreçte 1988 yılında yine üniversitemin dağcılık kulübünde dağcılığa başladım. Bir şehir çocuğu olarak dağlarla tanışmam, dağcılık eğitimlerimiz sırasında 1989 yılında ilk defa Niğde-Aladağlar’a, aynı sene Kayseri-Erciyes Dağı’na yaptığımız eğitim tırmanışlarımız vesilesiyle oldu. O gün bugündür, bilimsel uzmanlık alanımı dağlarımıza ve dağ ekosistemlerimizin korunmasına yönelik olarak kullanmaya başladım. 1990’lı yıllarda ülkemizin 1972 yılında kurulmuş ilk çevre koruma sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu’nda proje sorumlusu ve müdür olarak görev yaptım. Dr. ünvanını alır almaz, İstanbul’u terk ederek özellikle gelip Niğde’ye yerleştim ve 1999 yılında Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak göreve başladım. O günden bu yana, doğa eğitimi ve çevre koruma projeleri üzerine yoğunlaştım. UNDP ve TÜBİTAK destekli doğa eğitimi projelerini Niğde merkezli olarak başlattık ve birçok projeye imza attık. Bu süreçte, fakültemde verdiğim teorik derslerin uygulamalı teknik gezilerini hiç aksatmadım ve bugüne kadar 2300 üzerinde öğrencimi Niğde Dağları ile tanıştırdım. Başka illerden gelen lise ve üniversite öğrenci gruplarını özellikle Aladağlar’da misafir ederek doğa eğitimi çalışmalarımızı yaygınlaştırdık. Şartlar elverdiği müddetçe bu vazifemize devam ediyoruz. Ekmeğini yediğim Niğde’ye de uzmanlık alanım kapsamında gönüllü hizmetlerim de oluyor. Valiliğimiz ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından bastırılıp halka ücretsiz olarak dağıtılan Niğde Şehir Planı, İl Turizm Haritası, Aladağlar Kullanım Haritası ve ayrıca İl Yatırım Haritası gibi örnekleri sayabilirim. Bir hayalim var: Ülkemizde bir ilk olarak Niğde Atlası’nı hazırlamak… Şahsen kendim hakkında söyleyebileceğim tek şey ise, dağlara ve doğa koruma bilincine adanmış münzevi bir kişilik olduğumdur.

F. Tan: Sizi sık sık doğada görüyoruz. Bildiğim kadarıyla doğa hayranlığı var bu doğaya düşkünlük sizde nasıl başladı?

C. Kayacılar: Doğaya hayran veya düşkün değilim, onun bir parçası olduğumun bilincindeyim. Ekosistem içindeki yerimin hakkını vermeye çalışıyorum… Mekanik bir yaklaşım olarak algılayabilirsiniz ama doğanın işleyen ekosisteminde duygusallığa yer yoktur. Her unsur, üstlendiği vazifesini yerine getirir. Sonsuz Evren’de keşfedebildiğimiz tek “Karmaşık Yaşam Sistemi”nin kurduğu bu milyarlarca yıllık düzene tek duygusal yaklaşımımız, TABİAT ANA yaklaşımı olabilir ki, ben de bu ANA’nın çocuğu olduğumu kabul ediyorum…

F. Tan: Sizi özellikle Aladağlarda geyikleri izlerken görüyoruz. Onların yaşam alanları ve doğal ortamdaki durumları nasıl? Korunabiliyorlar mı?

C. Kayacılar: Onları yaban keçisi, dağ keçisi veya kızıl keçi olarak ifade edelim. Aladağlar’da Capra Aegagrus alt türü yaşıyor. Aladağlar’da kendilerine en uygun yaşam ortamını bulmuşlar ve nesilleri tehlike altına girdiğinden bu yana oraya sığınmışlar. Anadolu’nun özgün bir canlısı olmaları yanında Kadim Türk Kültürü’nde kutsal sayılırlar. Milli Park ilanından bu yana koruma altındalar ve yaşam desteği veriliyor. Ancak kaçak avcılık halen önlenebilmiş değil. Av turizmi kapsamında devlet ihalesiyle her sene belli kotalarda vurdurulmaları ise ekonomik yaklaşım ile ekolojik yaklaşım arasında halen aşılamayan bazı sorunların olduğunu gösteriyor.

F. Tan: Bir eğitimcisiniz ve şöyle bir söyleminiz var "Yaşadığını yaşatan gerçek öğretmendir." Öğrencilerinize yaşadıklarınızı tecrübelerinizi ve doğayla olan içi içe yaşamınızı ne kadar aktarabiliyorsunuz? Doğayı öğrencilerine öğreten bir öğretmen misiniz?

C. Kayacılar: Bu sorunuza, Edirne’den kalkıp gelen Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi karma öğrenci grubuna Aladağlar’da verdiğim doğa eğitimlerinden sonra bana mektup yazan bir öğrencimin satırlarıyla cevap vermek isterim: “Telefonum çalıyordu, belli ki ailem merak etmiş, sesimi duymak istiyorlardı, açtım ve “2100 metredeyiz, selam olsun size Aladağlar’dan” dedim. Nasılsın? diye sorduklarında, belki de ilk kez böyle gerçekçi “İyiyim” dedim. Çünkü hiç böylesini hissetmemiştim. Gözlerimi kapatıp doğayı dinledim; rüzgâr ayrı anlatıyordu, dağlar ayrı dert yanıyordu, üzerine uzandığım çimenler ve çiğdemler sessizlikleriyle anlatılanları onaylarken, çoban yastığı hiç uslu durmuyor, dağ kargaları ise muhabbete şenlik katıyordu. Belki kimse duymuyordu, bilmiyordu ama iliklerime kadar hissediyordum, sırdaşları oldum. Cengiz Hocam tüm bunları yaşamamıza imkân sağladığınız için kendim ve arkadaşlarım adına sizlere teşekkür etmek, yüreğimdekileri sizinle paylaşmak istedim. Siz bize ideal öğretmen olmak yerine, idealist öğretmen olmanın ne demek olduğunu öğrettiniz! Teşekkürler…”

F. Tan: Dağcılık hayatınızın neresinde?

C. Kayacılar: Dağcılık benim için ne bir spor, ne bir macera, ne bir turistik faaliyet, ne de bir hayat tarzı… Dağların ekosistemini keşfetmek için yüksek kuytu köşelere ulaşmamı sağlayan bir araç…

F. Tan: Size Niğde Tarzanı diyen belli bir kesim var ve sizi sıkı takip ediyorlar. Doğanın, yeşilin, ağacın, hayvanların yaşaması yok olmaması için sizi yoğun bir çaba içinde görüyoruz. Doğanın insan eliyle yok edilmesi hakkında neler söylemek istersiniz?

C. Kayacılar: Manisa Tarzanı’nın Aladağlar’a gelip Demirkazık Zirvesi’ne tırmandığını biliyorum. Bir dağcı olarak yetişmesine vesile olduğum eski bir öğrencim ise aynı şekilde çıplak ayak ve şortla bu tecrübeyi yaşadı. Şimdi Ankara’da sınıf öğretmenliği yapıyor ve kendi öğrencilerine doğa sevgisi aşılıyor. Tarzanlık benim haddim değil ama yeni Tarzanların yetişmesine vesile olmak vazifemdir. Doğanın insan eliyle yok edilmesi mümkün değil. Ancak belli bir tahribata uğratılması sürecini yaşıyoruz. Biz bu döneme doğa bilimlerinde Antroposen adını veriyoruz. Yani İnsan Çağı… Küresel Ekosistem, geçmişte 5 büyük yokoluş yaşamış. Biz bu katastrofik yani küresel afet dönemlerini, karmaşık yaşam sisteminin büyük evrimsel sıçrayışları olarak değerlendiririz. Gezegenin doğal döngüsünde kıyamet olarak görebileceğimiz bu sıçrayışlardan bir yenisi şimdi insan ve doğal sistemlere aykırı olarak kurduğu uygarlık vesilesiyle yaşanıyor… İnsanoğlu’nun yokolması da bana pek mümkün görünmüyor ama bu yüzyılın sonuna kadar kurduğumuz uygarlığın çökmesi kesindir!

F. Tan: Dağlarda dolaşmak sizin bir yaşam şekliniz. Fırsat buldukça kendinizi Çamardı’da buluyorsunuz. Bize Çamardı’yı anlatır mısınız?

C. Kayacılar: Çamardı, Niğde’nin Akdeniz Bölgesi’nde kalan eşsiz bir ilçesidir. İklimi, toprağı, suyu, Aladağlar’ı, Ecemiş Ovası ve bu doğal ortamla uyumlu bir yaşam tarzı kurmuş olan yöre halkı ile Anadolu Kültürü’ne renk katar. Emekli olunca yerleşmeyi düşünüyorum. Ancak, şimdi burada detaylarına girmeyi kendime saklı tuttuğum çok büyük sorunlar yaşamaya gebedir. Hem doğal, hem sosyolojik, hem ekonomik bakımdan Çamardı giderek sorunlu bir yer olmaya başladı. Yöre halkı ve yerel idarecilerin üzerine büyük sorumluluklar düşüyor… Umarım hep birlikte çözebiliriz…

F. Tan: Uzmanlık alanınız jeomorfoloji ve dağ coğrafyası fakat özellikle Aladağlar, Bolkar Dağları, Niğde Orta Toroslar'ın diğer bölümleri, volkanik dağlar Hasan Dağı, Melendiz ve Üçkapılı Dağı gibi bölgelerde farklı dağ kültürlerine, tanıklık ediyorsunuz. Bizlerle bu kültürler hakkındaki izlenimlerinizi paylaşır mısınız?

C. Kayacılar: Niğde’nin öyle bir özelliği var ki, ülkemizde başka bir örneğini bulamazsınız. Ovalarla birbirinden ayrılmış beş ayrı dağı bulunur. Aladağlar ve Bolkar Dağları tektonik sıradağlardır ve Orta Torosların ana gövdesini oluşturur. Hasandağı ve Melendiz Dağı volkanik dağlardır. Tam merkezdeki Üçkapılı Dağı ise jeolojik masif özelliğinde ayrıca özgün bir dağdır. Ben bu manzarayı “Beşibiryerde Altın Değerinde Dağlar Ülkesi Niğde” olarak adlandırıyorum… Hepsinde de birbirinden farklılaşmış bir dağ kültürü, yöre halkı tarafından yaşatılıyor… Bence Niğde turizminin bu temelde kalkındırılması gerekiyor… Ama salt ekonomik bir yaklaşımla değil, ekolojik bir yaklaşımla planlama yapılması gerekiyor…

F. Tan: Sizi normal hayatta teknolojiden uzak görüyoruz. Hatta bir akıllı telefon bile kullanmıyorsunuz. İnternet ve teknolojiden uzak yaşamayı bir akademisyen olarak nasıl başarıyorsunuz?

C. Kayacılar: Sadece kendi amaçlarım kapsamında, amacıma uygun ve kendimce verimli bir şekilde kullanmaya çalışıyorum. Sadece fakültedeki mesaim sırasında internete bağlanıyorum. Evimde internet ve bilgisayar yok. Dağlarda bulunduğum zamanlarda sadece acil irtibatımı sağlamaya yeten basit bir cep telefonum var. Dedim ya Münzeviyim…

F. Tan: Hayatınızda sizi çok etkileyen bir anınızı anlatabilir misiniz?

C. Kayacılar: 1989 yılında ilk defa Aladağlar’a gelip tanıdığımda çok etkilendim ve kendimi gerçekten ait olduğum yerde hissettim. İstanbul’a döndüğümde rahmetli Anneme “Aney, sen beni yanlış yerde doğurmuşsun, ben gerçekte doğduğum yeri buldum” dedim… Feci fırça yedim, daha sonraki süreçte onu üzmemek için yaptığım bütün tırmanışları ondan sakladım, araziye çalışmaya gidiyoruz dedim…

F. Tan: Ketençimeni'ne bir kayak tesisi yapıldı ve kullanılmaya başlandı. Ulukışla’da da geçmişte böyle bir yatırım yapılmış ama yarım kalmıştı. Sizce hangi yatırım daha doğru bir tercihti? Neden?

C. Kayacılar: Bunlar ölü yatırımlardır. Değişen iklim koşullarında artık Niğde Dağları’nda kayak turizmi yapmak mümkün olmayacak. Yayla ve dağ kültürü turizmine yönelmek akılcı olacaktır.

F. Tan: Dağlık alanlarda son zamanlarda yol açma gibi bir furya başladı. İnsanlar araçlarıyla ne geliyorlar. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

C. Kayacılar: Bu tek kelimeyle bir doğa katliamıdır… Başka söze gerek yok… Arif olan anlasın…

F. Tan: Niğdelilere bir Niğde sevdalısı olarak neler söylemek istersiniz?

C. Kayacılar: Ben de 21 senedir bir Niğdeliyim… Ve burada ölmek için dua ediyorum…

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hollandalı Sanatçı Carmen Heemels Röportajı
03 Nisan 2021 tarihinde Dünyaca ünlü Resim sanatçımız Safa Büte’nin çabalarıyla Niğde Sanat Galerisi'nde...

Haberi Oku