NİĞDE HASAKÖY TARİHİ

Niğde merkezine 45 km uzaklıkta olup Karamanlı/Ortodoks köyü olan Hasaköy/Hasakopos/ Aksos/ Sasima gibi isimlerle anılmıştır (Foto 1).

1200’lerde kurulan köyde eski kilisenin yerine 1848’de kilise-manastır inşa edilir. Kilise de Hz. Meryem başta olmak üzere Hz. İsa ve pek çok azizin, kanatlı meleklerin tasvirleri ile birde mermer lahit bulunur (Foto.2). Mübadele ile Rumların terk ettiği köye Türkler, 151 hane, 376 erkek, 377 kadın toplam 753 nüfusla Kayseriye’nin Karamanlı, Üsküpler, Aşıklar, Sofular, Adilova ve Kozana’nın Çobanlı, Şahinler, Haydarlı ve Karaferye’nin Köseler köylerinden gelmişlerdir. Köye yerleşen Müslüman Türkler 1951 yılına kadar büyük kiliseyi cami olarak kullanırlar. 1951’de yapılan ilk cami yapısı köy meydanındadır. (Foto.3). Kitabesinde Osmanlıca, “Ya Allah”, “Ya Gafur”, Besmele ile Kelime-i Tevhid yazıları yanında Latin harfli yazılar vardır.

Toplamda 8 kilise-şapelin bulunduğu köyde iki kilise yapısı günümüze ulaşmıştır. 19. yy. sonlarında inşa edilen Taş mektep/Ruhban okulu ihtişamıyla hala ayaktadır. Ruhban okulu bahçesinde ve kilise avlusunda su kuyuları da görülür. Köyde Orta Çağ’dan günümüze ulaşan üç adet han yapısı ise ayaktadır. Temel hizalarında günümüze ulaşan 6 kilisenin yerleri bilinmektedir. Sağlık ocağının olduğu alanda bir, köy parkının solunda iki, Çayır Mahallesi’nde bir, Demirşah Mahallesi’nde bir ve diğeri de Niğde yolu mezarlığı karşısında bulunmaktadırlar. Yıkılmış olan 6 kilisenin taşları ile kitabelerinin köy mezarlığı duvarlarında kullanıldığı köy sakinlerince ifade edilmektedir (Dilaver Kudal, 1959 Hasaköy doğumlu), (Sami Akkoç, 1970 Hasaköy doğumlu). Hasaköy köyü içerisinden geçmekte olan Karaçakıl Deresi üzerinde ve köy içerisinde günümüze ulaşan üç gözlü, iki gözlü ve tek gözlü toplamda üç adet taş köprü bulunur (Foto 4).

Bunların yanında dere güzergâhlarında ve köy içinde Rumlardan kalma çokça köprü kalıntıları vardır. Karaçakıl deresi, Murtaza köyünün içinden geçen Gâvur Argı’ndan gelen sularla beslenmektedir. Karaçakıl Deresi köy içerisinde iki kola ayrılır. Bu kollardan biri Kiledere-Yazhöyük’e ulaşır. Diğeri ise Tırhan köyüne ulaşır. Köyde yarım asır öncesine kadar faaliyette olan kilise yakınındaki bezirhane yapısı ile motorla çalışan un değirmeni yapısı vardı. Bunların temel yapı kalıntılarını ve mekanik parçalarını köyde görmek mümkündür. Orta Çağ’da bölgesel pazar ve panayırlara ev sahipliği yapan köyde iki han yapısı ayaktadır. Kilisenin çevre duvarlarında sıralı ocak nişleri pazar ve panayır kültürünün kanıtları niteliğindedir. Ruhban okulunun bitişiğindeki han yapısının köşe taşlarında biri çift biri tek gözlü kabartma Tanrı misafiri köşe taşları vardır (Foto 5).

Han yapısı üzerindeki kabartmalı bu köşe taşları köye gelen yabancılar için birer işarettir. Bu taşları gören yabancılara aç, susuz, yorgun ve uykusuz iseniz bu handa yemek yiyebilirsiniz, su içebilirsiniz, istirahat edebilirsiniz ve uyuyabilirsiniz demektir. Köyde dikkati çeken diğer kültürel varlıklar ise siyah andezit/bazalt taşların yontulmasıyla oluşturulan Rum mezar taşlarıdır. Mezar taşları, köy içi ve kilise etrafında, Rum Mezarlığı’nın yanı sıra köy çevresinde ve sonradan örülen duvarların cephelerinde sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Geneli 19. yy sonlarına ve 20. yy başlarına tarihli mezar taşlarının eni, boyu ve kalınlıkları değişken ölçülerde olup 4 ana grupta değerlendirmekteyiz. 1. Grup mezar taşları; kazıma ve kabartma tekniğinde Osmanlıca ve Rumca rakamlarla tarihli, Rumca ölen şahıs isimli, kabartma tekniğinde haç merkezli ve Hz. Meryem Eli olan taşlar. (Bu taşlar oldukça yoğun görülür.) (Foto.6-7) 2. Grup mezar taşları; kazıma ve kabartma tekniğinde Osmanlıca ve Rumca rakamlarla tarihli, Rumca ölen şahıs isimli, kabartma tekniğinde haçlı mezar taşları (Foto . 3. Grup mezar taşları; kabartma haç veya el tasvirli mezar taşları (Foto. 9). 4. Grup mezar taşları; kazıma Osmanlıca rakamlı tarihli, Rumca isimli mezar taşları şeklindedir (Foto.10). Mezar taşlarında Paraskevas, Savvaoğlu, Sitefane, Fidaki, Teodos gibi erkek isimleri, Defterina Kerekina vb. gibi kadın isimleri vardır. Mezar taşlarının çoğunluğunda görülen el tasviri, Yahudilikte Musa’nın kız kardeşi tarafından beş parmağın benzer bir sembolizmiyle “Miriam’ın Eli” olarak dillendirilir. Hıristiyanlık için ise “Bakirenin (Hz. Meryem’in) Eli” olarak tanınır. İslamiyet’te ise “Fatma Ana Eli” olarak karşımıza çıkar. Gölcük köyünde “Kırk Bastı” hastalığına yönelik tedavi yöntemlerinde okunan dua sonrasında “Fadimana (Fatma Ana’nın) eli değsin” dileğiyle, Hasaköy’de yakın tarihlere kadar özellikle çocuk cilt hastalıklarına tedavi üreten Kurtçu Ana (Havva Ana) ile Aydarlı Yenge (Arzu Ana-Komşu Ana)’nin tedavilerinde yine “Fadimana (Fatma Ana’nın) eli değsin” söylemleri dikkat çekicidir. Aydarlı Yenge lakaplı Arzu Ana, mübadil olup Kozana’nın Haydarlı köyünden Hasaköy’e iskân eyler. Haydarlı Köyünden Hasaköy’e getirdiği çömlekli tedavisiyle köyünde ve çevre köylerde nam yapar. Aydarlı Yenge, bir kap üzerine yaktığı pamuğun üzerine çömleği kapatıp çömleğin dumanla dolmasını sağlar. Kapalı çömleğin üzerine bıçak koyup sessizce dualar okur. Dua bitiminde çömleği hasta olan çocuğun ağzına dayadıktan sonra çocuğun başına dokunup “Fatma Ana’nın eli değsin, şifa bulsun” diyerek elindeki çömleği odadan kapıya doğru yuvarlayarak tedaviyi bitiriyor. Bu uygulamanın nazar başta olmak üzere çocuk hastalıklarına iyi geldiğine inanılıyor. Yine, Aydarlı Yenge köydeki bir düğüne davet edilir. Düğün evinin bitişiğindeki evi işaret ederek “Şu evden iki çocuk ölecektir” der. Dediği gibi o evden iki çocuk ölür. Ahali Aydarlı Yenge’ye çocukların öleceklerini nerden bildin derler. Aydarlı; “Köye Allah tarafından gönderilen oklavacılar gelir. Oklavacılar her eve girerler. Girdikleri evlere eğer siyah oklava korlarsa o evdeki çocuk ölür. Bu eve iki siyah oklava koydular ondandır iki çocuk öldü” der. Sami Akkoç (1970 d.). Hasaköy’de bulunan kilise, mektep, köprüler, han yapıları ve sivil mimarilerin yanında yeraltı galerileriyle Rum mezar taşları gibi somut kültürel değerler yanında soyut kültürel değerlerinde bilinmesi, korunup gelecek nesillere sağlıklı aktarımının yapılabilmesi sağlanmalıdır diye düşünmekteyiz. (Foto 6-7-8-8)

Kaynakça İlyas Gökhan, https://twitter.com/ilyasgkhan1/status/1335130896123490304 (Erişim:11.08.2021)

Salih Özkan, Milli Devlet Olma Sürecinde Mübadele ve Niğde’ye Yapılan İskan, Komen Yayınları, 2010-Konya.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlköğretim Haftası kutlandı
NİĞDE Valisi  Yılmaz Şimşek: “ en temel amacımız, çocuklarımızın milli ve manevi değerleri önceleyen,...

Haberi Oku