Niğde'nin Ruhunu Anlamak Gerekir!

Niğde coğrafi olarak kapalı havza özellikleri gösteren yani suyunu açık denizlere ulaştıramayan bir konumdadır. Bu durum sadece coğrafi olarak değil sosyal olarakta kendini göstermektedir. Bundan dolayı daha önce akmayan su sendromu diye bir isim bularak Niğde'nin yaşadığı bu probleme bir isim koymuştuk. Peki bu akmayan su sendromu nedir. Bildiğiniz üzere su akmazsa yosun bağlar ve zamanla tadı bozulur. Niğde'de vakit nasıl kıymetlendirilir meselesini bu zaviyeden ele alıp değerlendireceğiz.

İlk etapta bu durgun suyu harekete geçirecek bir niyet oluşturmak lazım. Bütün hareketlerin altyapısı niyetler üzerine inşa edilir. Daha sonra kişinin kendi kişisel özelliklerine uygun bir faaliyet sahası belirlemesi gerekiyor. Doğa sanat spor ve kültür ana başlıklarımız olarak kabul edilebilir.

Şimdi bu başlıklar üzerinden Niğde'de yapılabilecek aktiviteleri yazalım. Doğa denince ilk etapta Niğde'nin dağları akla geliyor. Gerçekten Niğde dağlar yönünden çok zengin bir konumdadır. Burada dağcılık ve yürüyüş sporları ve yamaç paraşütü ilk aklımıza gelen sporlar olarak yazılabilir. Sonrasında yayla ve kamp açısından Niğde'nin dağları eşsiz bir konumdadır. Sırf çiçek böcek seyredip şehrin gürültüsünden uzaklaşıp kafa dinlemek için bile bu dağlara gidilebilir. Derin vadileri yemyeşil bahçeleri, doğal ve organik tadlarıyla ve akarsuları ile Çamardı, Melendiz, Ulukışla ve Altunhisar keşfedilmeyi beklemektedir. Bolkar Dağları'nın incisi Karagöl, Aladağların koynunda bir çiçek gibi açılan Emli Vadisi ve Hasandağı bir kale gibi gönül coğrafyamızı şenlendirmektedir. Esasında Niğde'nin birçok yeri bir açık hava sahnesini andırmaktadır ve fotoğraf sanatçıları için buralar eşi bulunmaz yerlerdir. Bor'dan Emen Ovası'na, oradan Misli Ovası'na Niğde'nin ovaları bereketle doludur. Elma ve kiraz bahçelerinde yöreye özgü lezzetli meyveler yetiştirilir.

Mimari sanatının en ince çizgilerini barındıran Selçuklu sanatının mirası eserleri seyrederken Asya'nın uzak şehirlerinden at sırtında gelip şu bozkırları aşk ile yeşerten aziz atalarımızı düşünüp muhtaç olduğumuz kudreti damarlarımızda gezen asil kanda bulabiliriz. Niğde; hanları, hamamları, çeşmeleri ve camileri ile tarih dolu bir şehirdir.

Narlıgöl ve Çiftehan kaplıcalarında hastalıklarımıza şifa bulurken sıcak suyun rahatlatıcı etkisiyle günlük hayatın streslerinden kurtulabiliriz. Bilindiği gibi Niğde tren güzergahında bir yerdir. İstasyondan trene binip Adana'ya gidip gelmek ve Toros tünellerini aşarken o muhteşem manzaraları seyretmek gerçekten eşi bulunmaz bir aktivite olabilir. Bunun dışında yaz boyu Niğde'nin her mahallesinin bir konser alanına döndüğünü görürseniz şaşırmayın. Elektro bağlamadan yöre türkülerini dinleyip daha sonra hareketli bir potpori ile ayakları yerden kesen bir müziğin akışına kapılabilirsiniz.

Niğde'de vakit geçirmek denince ilk olarak gelen cadde boyu sağlı sollu dizilen kafeler geliyor akla. Bu tercihede saygı duymakla birlikte daha çok yerel tadların ve özelliklerin ortaya çıkarılmasından yana olduğumuzu belirtebiliriz. Niğde'nin veya Bor'un meşhur bağlarında küçük bir bahçe edinip tarımla uğraşınca toprağın tüm stresleri bitirdiğini görebiliriz. Niğde toprağı hem meyve sebze hem de tarih doludur. Niğde müzesinde bu topraklarda çıkan eserler sergilenmektedir. Esasında Niğde müzesini hakkını vererek gezmek bile insanın birkaç haftasını alır. Burada birçok medeniyetin kalıntılarını görmek mümkündür.

Birde Niğde'yi doğru anlamak için günümüzün eğlence anlayışını deniz kenarında güneşlenmek ve alışveriş merkezlerini gezmek olarak gören anlayışları bırakmak gerekiyor. Bu kapitalist medya ve reklam sektörünün kafamıza yerleştirdiği tatil algılarının bir yansımasıdır. Bir sene boyu çalışıp didinen insanları kurdukları beş yıldızlı tuzaklarla silkelemek isteyenlerin tuzağına düşmemek gerekiyor. Niğde oluşturulan sahte tatil algılarının dışında yalın orjinal ve gizli kalmış özellikleri ile alternatif bir tatil unsuru olarak karşımızda durmaktadır.

Tiyatro sinema ve konser gibi aktiviteler açısından ortalama bir seyir gösteren Niğde dinginliği ve havasının güzelliğiyle eksikliklerini kapatmayı başarmaktadır.

Niğde'de vakit geçirme konusunda bir günlük örnek bir rota çizelim isterseniz; Tyana su kemerleri, Roma havuzu ve Bor çarşıları ile başlayan turumuzu Hançerli, Hamamlı ve Kumluca köylerinden geçip Kayardı vadisindeki yürüyüş yolundan Yeşilburç'a ulaşarak tamamlayabiliriz.

Kısaca Niğde'de canı sıkılan insanların Niğde'ye adapte olmaları için ilk önce zihinlerindeki vakit geçirme senaryolarını yeniden yazmaları gerekiyor. Modern tatil algıları ile bu şehre bakmak tarihi bir antikaya hurdacıların gözüyle bakmaya benzer. Bu şehri anlamak için ilk önce bu şehrin ruhunu anlamak lazımdır. Tüm gününü okey masasında dördüncü olmak veya ana caddede bir gölge olmak arasında geçirenlerin Niğde içinde gizlenen Niğde'yi anlamalarını bekleyemeyiz. Yoksa akmayan su sendromundan dolayı nefes aldığın dahi en yakınına batan, ayakta olmandan bile rahatsız olanların olduğu, düşmanlık yapanların bile hangi sebebten dolayı düşmanlık yaptıklarını bilmediği bir şehir bizim şehrimiz olamaz. Bizim şehrimiz gariban ve onurlu insanların yaşadığı helal ekmeğinin peşinde koşan vatansever insanları ile Anadolu'da ki varlık mührümüz olan bir şehirdir.